a fine - Türkisch Englisch Wörterbuch

a fine

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen, die der Begriff "a fine" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
a fine distinction n. ince fark
a fine ear for music n. müzik kulağı
not to put too fine a point on it v. tam anlamıyla ifade etmek
go over something with a fine comb v. ince eleyip sık dokumak
pay a fine v. ceza vermek
levy a fine v. para cezası almak
go over something with a fine comb v. kılı kırk yarmak
go over something with a fine tooth comb   v. ince eleyip sık dokumak  
go over the matter with a fine-toothed comb v. ince eleyip sık dokumak
get down to a fine art v. mükemmele erişmek
get down to a fine art v. zirveye tırmanmak
get down to a fine art v. mükemmele ulaşmak
get down to a fine art v. ustalığın şahikasına ulaşmak
get down to a fine art v. doruğa ulaşmak
pay a fine v. ceza ödemek
convert imprisonment into a fine v. hapis cezasını para cezasına çevirmek
change the imprisonment into a fine v. hapis cezasını para cezasına çevirmek
have a fine ear for music v. müzik kulağı olmak
have a good cry and be fine v. iyi bir ağlayıp kendine gelmek
get a parking fine v. park cezası almak
receive a parking fine v. park cezası almak
fine as a fiddle adj. çok güzel
in a fine pickle adj. başı belada
having a fine view adj. manzaralı
in a fine pickle adv. zor veya kötü durumda
Phrases
with a fine strong voice expr. gür sesli
not to put too fine a point on it expr. doğrusunu söylemek gerekirse
not to put too fine a point on it expr. açıkça söylemek gerekirse
a fine will be levied expr. bir ceza kesilecektir
Proverb
there's a fine line between genius and insanity dahilik ile delilik arasında ince bir çizgi vardır
Colloquial
cut it a bit fine v. son anda gelmek/varmak
cut it a bit fine v. son dakikada gelmek/varmak
without putting too fine a point on it expr. bu konu üzerinde (çok/gereğinden) fazla durmadan
that's a fine how-de-do expr. valla iyi
that's a fine how-de-do expr. buyurun cenaze namazına
that's a fine how-de-do expr. ne güzel valla
that's a fine how-de-do expr. besle kargayı oysun gözünü
that's a fine how-de-do expr. çok iyi ya
that's a fine how-de-do expr. çok iyi ya
that's a fine how-de-do expr. iyi iş valla
that's a fine how-de-do expr. oh ne iyi
that's a fine how-de-do expr. buyur burdan yak
that's a fine how-de-do expr. yaptığı şeye bak
that's a fine how-de-do expr. oldu mu şimdi bu
that's a fine how-de-do expr. hayda
Idioms
a fine line n. ince çizgi
a fine kettle of fish n. zor durum
a fine kettle of fish n. güç durum
a fine Italian hand n. farklı bir alanda sahip olunan beceri
a fine Italian hand n. sade bir anlatım
a fine Italian hand n. farklı bir alanda yetenek
a fine Italian hand n. sade bir üslup
a fine Italian hand n. belli bir alanda beceriklilik
a fine Italian hand n. belli bir alanda ustalık
a fine Italian hand n. süssüz metin
a fine-tooth comb n. altını üstüne getirme
a fine line between something n. iki şey arasındaki ince çizgi
a fine-tooth comb n. didik didik etme
a fine state of affairs n. boka sarmış durum
a fine-tooth comb n. bir şeyi titizlikle yapma
a fine-tooth comb n. ıcığını cıcığını çıkarma
a fine how do you do n. talihsizlik
a fine-tooth comb n. bir şeyi çok dikkatli bir şekilde yapma
a fine state of affairs n. sarpa sarmış durum
a fine how do you do n. sinir bozucu bir durum
a fine-tooth comb n. bir şeyi derinlemesine yapma
a fine-tooth comb n. ince eleyip sık dokuma
a fine state of affairs n. problemli durum
not to put too fine a point on it v. açık seçik söylemek
go over with a fine-tooth comb v. ince eleyip sık dokumak
lead someone a fine dance v. canından bezdirmek
go through with a fine-tooth comb v. didik didik etmek
go through with a fine-tooth comb v. ıcığını cıcığını çıkarmak
go over with a fine-tooth comb v. didik didik etmek
go through with a fine-tooth comb v. derinlemesine araştırmak
go over with a fine-tooth comb v. derinlemesine araştırmak
go over with a fine-tooth comb v. ıncığını cıncığını çıkarmak
not to put too fine a point on it v. açıkça ve dürüstçe konuşmak
have something off to a fine art v. bir konuda uzman olmak
have something down to a fine art v. bir konuda uzman olmak
have something down to a fine art v. şaheser yaratmak
have something down to a fine art v. kompedanı olmak
have something off to a fine art v. şaheser yaratmak
have something off to a fine art v. kompedanı olmak
cut a fine figure v. (genelde erkek için) çok hoş görünmek
cut a fine figure v. (genelde erkek için) çok güzel görünmek
cut a fine figure v. harika görünmek
go through something with a fine-tooth comb v. ıcığını cıcığını çıkarmak
search something with a fine-tooth comb v. didik didik etmek
search something with a fine-tooth comb v. didik didik aramak
search something with a fine-tooth comb v. altını üstüne getirmek
go over something with a fine-tooth comb v. ıncığını cıncığını çıkarmak
go through something with a fine-tooth comb v. didik didik aramak
go through something with a fine-tooth comb v. altını üstüne getirmek
go over something with a fine-tooth comb v. altını üstüne getirmek
go over something with a fine-tooth comb v. didik didik aramak
search something with a fine-tooth comb v. ıcığını cıcığını çıkarmak
go through something with a fine-tooth comb v. didik didik etmek
go over something with a fine-tooth comb v. didik didik etmek
put too fine a point on something v. ayrıntılara saplanıp kalmak
put too fine a point on something v. bir şeyin üzerinden gereğinden fazla durmak
have something off to a fine art v. (özellikle deneyimi/yeteneği sayesinde) bir şeyi çok iyi yapmak
have something down to a fine art v. (özellikle deneyimi/yeteneği sayesinde) bir şeyi çok iyi yapmak
walk a fine line between something v. ince bir çizgi üzerinde yürümek
have a fine pair of lungs v. (bebek) çok ve yüksek sesle ağlamak
walk a fine line between something v. iki tarafı da dengede tutmak
be a fine figure of a woman v. endamlı olmak
be a fine figure of a man v. boylu poslu olmak
be a fine figure of a man v. endamlı olmak
be a fine figure of a woman v. boylu poslu olmak
have a fine time v. keyif çatmak
have something off to a fine art v. bir konuda uzmanlaşmak
have something down to a fine art v. bir konuda uzmanlaşmak
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında denge oluşturmak
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında denge kurmak
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında denge sağlamak
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında çok ince bir çizgide olmak/yürümek
tread/walk a fine line v. ince bir çizgide yürümek
tread/walk a fine line v. hata yapmaya elverişli zor/tehlikeli bir durumun içerisinde olmak
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında ince bir çizgide gidip gelmek
tread a fine line between (something) v. (iki durumu/yaklaşımı) dengede tutmak
tread a fine line between (something) v. (iki tarafı/durumu) dengelemek
tread/walk a fine line v. tehlikeli sularda yüzmek
tread/walk a fine line v. ince bir çizgide olmak
tread/walk a fine line v. ince bir çizginin iki tarafında gidip gelmek
tread a fine line between (something) v. (iki şey) arasında denge kurmak
go through something with a fine-tooth comb v. ince eleyip sık dokumak
have something down to a fine art v. bir konuda uzman olmak
have got something down to a fine art [uk] v. bir konuda uzman olmak
have something down to a fine art v. bir konuda uzmanlık/tecrübe sahibi olmak
have got something down to a fine art [uk] v. bir şeyi çok iyi yapmak
have something down to a fine art v. bir şeyi çok iyi yapmak
have got something down to a fine art [uk] v. bir şeyin kompetanı olmak
have got something down to a fine art [uk] v. bir konuda uzmanlık/tecrübe sahibi olmak
have something down to a fine art v. bir şeyin kompetanı olmak
be a fine figure of a (man or woman) v. endamlı bir (kadın/adam) olmak
be a fine figure of a (man or woman) v. boylu poslu bir (kadın/adam) olmak
be a fine figure of a (man or woman) v. çekici bir (kadın/adam) olmak
cut a fine, poor, sorry figure v. iyi, zayıf, olumsuz bir izlenim bırakmak
cut a fine, poor, sorry figure v. iyi, zayıf, kötü görünmek
cut a fine, poor, sorry figure v. iyi, zayıf, kötü bir görüntü çizmek
go over something with a fine-tooth comb v. bir şeyi didik didik etmek
go through something with a fine-tooth comb v. bir şeyi didik didik etmek
go over something with a fine-tooth comb v. bir şeyin altını üstüne getirmek
go over something with a fine-tooth comb v. bir şeyi didik didik aramak
go through something with a fine-tooth comb v. bir şeyin ıncığını cıncığını çıkarmak
go through something with a fine-tooth comb v. bir şeyi didik didik aramak
go over something with a fine-tooth comb v. bir şeyin ıncığını cıncığını çıkarmak
go over something with a fine-tooth comb v. bir şeyi ince eleyip sık dokumak
go through something with a fine-tooth comb v. bir şeyi ince eleyip sık dokumak